📖 Transkripti Göster
:
: Merhaba, Yapısal Podcast'in 5.
: bölümüne hoş geldiniz.
: Bu bölümde ODTÜ'nün hazırlamış olduğu ön inceleme raporu hakkında konuşacağız, Kahramanmaraş depremi için.
: Bu incelemeleri hem rapor olarak sundular hem de YouTube'da bunu sunum olarak yaptılar.
: İlk olarak sunumda ekstra olarak dikkat çektikleri yerleri anlatacak olursam, yapısal hasarlar hakkında,
: 4000 civarında yeni yapının ağır hasarlı veya göçmüş olduğunu ve bu, anladığım kadarıyla bu yapıların yıkılması gerektiğini belirttiler sunumda.
: Bütün yapılara baktığımız zaman toplamda %3'lük bir orana tekabül ediyormuş.
: Yeni yapılarda 4000 yine oldukça yüksek bir sayı, ancak ondan çok çok daha yüksek olanı 120.000
: yapının bu depremde ağır hasarlı olması sonrasında ve yıkılması, yani 120.000
: ağır hasarlı artı deprem sırasında yıkılanlar.
: Yani bu muazzam bir sayı. Bir önceki bölümde 60.000
: civarı diyordu İTÜ raporu, burada 120.000
: olduğundan bahsediliyor. Ya rakam artmış sayı ya da o İTÜ'deki sadece acil yıkılması gerekenler 60.000'di.
: Bu sadece yeni yapılar değil, yeni yapıdan kasıt bu arada 2000 sonrası yapılan yapılar. Bir de bu sunumda bir grafik yayınladılar, bu grafikte hasar dağılımı gözüküyor şehirlere göre.
: Ve dikkat çekici nokta bana göre yapılarda ya hafif hasar ya da hasarsız yapılar, yani o şehirlerdeki bütün şehirler için geçerli bu dediğim.
: Bir iki tane istisna var, orada ağır hasarlı pek yok.
: Onları çıkarıyorum, orada zaten ciddi ivmeler de meydana gelmedi.
: Hasar dağılımına baktığımızda yapıların çok çok büyük oranda ya hasarsız ve hafif hasarlı olduğunu ya da ağır hasarlı veya yıkılmış olduğunu görüyoruz.
: Orta hasarlı diye tabir edilen yapıların neredeyse olmadığını görüyoruz, oransal olarak.
: Bu bize şunu anlatıyor.
: Yapılar ivmelerin büyüklüğünden ziyade mühendislik veya işçilik hataları nedeniyle yıkılmış.
: Niye böyle düşünüyorum?
: Yapılar düzgün tasarlanmış ve ciddi ivmeler gelmiş olsa, ağır hasar alıp yıkılanlar kadar orta hasarlı da olması gerekiyor.
: Hatta ondan daha fazla olması gerekiyor.
: Yani iyi bir mühendislik hâkim olsa genel anlamda en düşük orana sahip hasar grubunun ağır hasarlı ve yıkık olması gerekiyor.
: Orta hasarlının hiç olmaması neredeyse, yani hiç olmaması demek, yapıya hasar verecek bir ivme geldiği zaman çok büyük oranda yapıların göçtüğünü anlatıyor bu hasar tablosu bize.
: Ciddi bir ivme gelmediği zaman da hafif hasarlar aldığını ve hasarsız atlattığını görüyoruz.
: Yani orta hasarlı yapı yok demek, bizim aslında bu depremde düzgün tasarlanıp ayakta kalabilen yapımız yok demek gibi bir şey.
: Çünkü hafif hasarlı yapılara ciddi ivme gelmemiş demektir.
: Bu iyi mühendislikle açıklanabilecek bir şey değil.
: Ben çok iyi tasarladım, o yüzden hasar yok gibi bir şey yok.
: Çünkü yönetmelikler öyle tasarlatmıyor mühendise.
: Türkiye zaten hani bu konuda sıkıntılı bir ülke.
: Yönetmeliğin istediği minimumunun da altında yapmaya çalışan müteahhitlere, mühendislere sahip.
: O bakımdan hasarsız veya hafif hasarlı olması için bu depremde veya herhangi bir depremde yönetmeliğin istediğinin üzerinde yapmaları gerekiyor.
: Çünkü yönetmeliğin tasarım depremi bu depremde, yani ivmeler meydana geldi.
: Ancak hafif hasarlı olabilmesi için belli bir ivme var.
: O ivme, atıyorum tasarım ivmeleri bu deprem için 0.6g olsun bir yerleşim yerinde.
: Bunu deprem kuvveti azaltma katsayısıyla böldüğümüz zaman, o da 6 olsun.
: Yönetmelik ve taşıyıcı sistemimiz, yapının özellikleri nedeniyle 6 almamız gerekiyor olsun.
: 6'ya böldüğümüz zaman 0.1g'ye çıkıyor.
: Mühendis de yapısını aslında bu 0.1g'ye göre tasarlıyor, dayanım açısından.
: Bu şu demek, bu yapıya 0.
: 1g ivme geldiği zaman yapıda hasarlar meydana gelmeye başlayacak demek.
: Çünkü lineer ötesi davranışa geçiliyor.
: Davranışta yapıda hasar olarak gözüküyor.
: Hasar meydana getirmesi gerekiyor.
: Bu gözükmediği için bu 0.1g'yi de yönetmeliğin yaptığı kabuller, güvenlik katsayıları vs.
: gibi güvenli tarafta kaldığımız sebeplerden dolayı 0.1g olmasın, 0.2g olsun.
: Hasarsız yapılara bu 0.2g, tahmini olarak burada 0.2, yani farazi konuşuyorum bir örnek anlatmak için.
: 0.2g'den az bir ivme değeri gelmiş demek, yer ivmesi olarak.
: Hafif hasarlılarda o 0.2g yeni gelmiş demek.
: Bu dediklerim yönetmeliğe göre düzgün tasarlanmış yapılar için geçerli.
: Bu bakımdan hasarsız ve hafif hasarlı yapılar benim için ivme değerlerinin az geldiği yapılardır.
: Kötü mühendislik olması gerekmiyor.
: Yapı bize bunu söylüyor.
: Ağır hasar almış yapılarda dayanımı aşıldığı zaman anında göçtüğünü tahmin ettiğim yapılar.
: Çünkü orta hasarlı yok. Ağırında göçtü veya ağır hasar aldı. Bu bakımdan çok kötü bir tablo var mühendislik açısından, Türk mühendisliği açısından veya işte inşaat sektörü açısından.
: Bu ODTÜ sunumunda da dile getirildi. Bu yeni yapıların, 2000 sonrası yapıların geçmiş depremlerde başarılı görüldüğünden, yani başarılı olduğu tahmin edildiğinden bahsetti.
: Ama bunlar tabii ki tasarım depremine yaklaşan depremler değildi.
: Bu depremler Van depremi, mesela İzmir depremi, Elazığ depremi gibi depremler.
: Oldukça sınırlı yıkımın, hasarın olduğu depremlerdi.
: Ancak bunlar insanlar için herhangi bir sorun oluşturmaması gereken depremlerdi zaten.
: Bunları ben yazılarımda defalarca dile getirmiştim ve tasarım depremi geldiğinde çok ciddi yıkımların yeni yapılarda da ve hasarların meydana geleceğinden bahsetmiştim.
: Mühendislik açısından da bu ODTÜ sunumunda sunum yapan profesör, akademisyen ya da doçent, neyse bilmiyorum tam.
: Kişi mühendislik açısından özellikle konut sektöründe rezil diyebileceğim, yani Türkçe öyle çevirebileceğim,
: mühendislik olduğunu, mühendislik olmadığını hatta Türkçe slide'da öyle yazmıştı hatırladığım kadarıyla. Mühendislerin programda ne yapıp ne ettiğini bilmediğini tekrarladı.
: Özellikle sıradan konutların tasarımı konusunda çok kötü mühendislik var.
: Yine aynı akademisyenin sunumunda bizim kolon-kiriş birleşim bölgelerini tasarlayamadığımızdan bahsediyor.
: Bunun nedeni bu depremde de, bundan önceki depremlerde de, bütün depremlerde Türkiye'de yaşanmış en büyük kusurlardan biri.
: Başlıca sebep bu konu hâlâ da anlaşılabilmiş değil.
: Bu konuda yakın zamanda bir tartışma yapmıştım.
: O tartışmada gördüğüm kadarıyla bu hesabın aslında ne olduğu, ne olmadığı anlaşılmamış.
: Anlaşılmıyor Türk inşaat sektöründe.
: Bu bakımdan bir podcast çekmeyi düşünüyorum.
: Oldukça kritik bir konu.
: Yani o birleşimleri kötü tasarladığınız zaman yapınızın ayakta kalma şansı yok denecek kadar az.
: Direkt olarak ağır hasara gidiyor yapı.
: Çünkü çerçeve tasarladığınız zaman o çerçevenin birleşim bölgeleri dayanımı aşıldığı zaman veya işte biraz plastik deformasyon meydana geldiği zaman çok ciddi deformasyonlar yapmaya başlıyor çerçeve.
: Zaten dayanımını da çok büyük oranda yitiriyor.
: O bakımdan o birleşim bölgesi, eğer çerçeve tasarlıyorsanız, tasarım yapan mühendis olarak da
: sahada çalışan mühendis olarak da en çok dikkat edilmesi gereken nokta kolon-kiriş birleşim bölgeleri.
: Atıyorum oraya yanlış bir beton döktüğünüzü, kötü bir beton, iyi oturmadığını,
: segregasyon meydana geldiğini vesaire düşünüyorsanız,
: ben olsam kırdırırım orayı. O kadar ciddi
: bir sorun. Ve bu depremde
: gördüğüm kadarıyla da Rönesans
: Rezidans'ı inceledim biraz.
: Enkazını, orada da gördüğüm
: kadarıyla elemanlar arası transferin
: tam olarak anlaşılamadığı ve tasarlanamadığını
: görüyorum mühendislerde.
: Bu tam olarak deprem mühendisliğine
: girmiyor. Bu betonarme
: veya işte mekanik bilgilerle
: alakalı bir konu. Döşemeden
: perdenin o kuvvetleri alabilmesi için donatı düzeninin detaylandırılmasının iyi olması
: gerekiyor ki o gelen kuvveti alabilsin.
: Buralarda da sorunlar var ancak ondan çok daha basit, temeldeki sorunlar var.
: Bu depremde yine ODTÜ raporunda da, sunumunda da bahsedilmiş.
: Yumuşak kat, en çok yıkımın meydana gelmesinin sebeplerinden biri, kolon-kiriş birleşimiyle birlikte.
: Bunun iki nedeni var.
: Biri o katı yüksek yapıyorlar.
: Özellikle bu rezidans tipi yapılarda meydana geliyor çünkü lobi yapmaya çalışıyorlar zemin katta, o lobide de ortak kullanım alanları oluyor ve normal kat yüksekliği istemiyorlar, daha yüksek kat yüksekliği istiyorlar o kat için ve bu yumuşak kata sebep oluyor. İkincisi de dolgu duvarlar; binlerce yapı belki o yüzden yıkıldı bu depremde veya ağır hasar aldı.
: ODTÜ raporunda 2002 öncesi yapılardaki yıkımın ana nedeni olarak tipik olarak, yani ezberlemişsinizdir artık,
: düşük beton dayanımı, nervürsüz donatı kullanımı, kötü donatı detaylandırılması ve yumuşak kat gösterilmiş.
: Yumuşak kat oluşumunun ana nedeni olarak da zemin katta bulunan dükkânlar gösterilmiş ve burada bulunmayan dolgu duvarlara dikkat çekmişler.
: O bakımdan da yumuşak kat oluştuğunu söylemişler.
: Bu sorun belki artık 50 mi, 60 sene mi, kaç sene bilmiyorum, hâlâ çözülebilmiş bir sorun değil anlaşılan.
: Yine sık rastlanan bir göçme tipi olarak da yapıların devrilmesinden bahsedilmiş.
: Bu, hem temeli tasarlarken hem de yapıyı devrilme tahkiki yaparken kontrol edilmesi gereken bir nokta.
: Oldukça da basit bir hesap.
: Yeni yapılardaki ana hasarların nedenleri olarak da dişli döşemeler, yani asmolen döşemelerin diyafram olarak kullanılması,
: yanal yüklerin düşey taşıyıcı elemanlara dağıtılamaması, şantiyedeki uygulama hataları,
: sismik taleplerin, yani depremin yapıda meydana getirdiği ivmelerin, sismik talep,
: düşük tahmin edilmesi ve geoteknik zemin etütlerinin yetersiz olması,
: özellikle de Hatay ve Gölbaşı'nda kötü temel tasarımlarını göstermişler neden olarak.
: Yanal yüklerin düşey taşıyıcı elemanlara dağıtılamamasını da mühendislik tasarımı hatası olarak belirtmişler.
: Buna neden olarak, yani bu mühendislik tasarım hatası olarak da paket programları körü körüne kullanmak dile getirilmiş.
: İlk maddeye dönecek olursam, dişli döşeme, asmolen döşemeler, deprem davranışı oldukça kötü.
: Sünek bir eleman değiller.
: Çok fazla deformasyon yapabilme kapasiteleri yok, sünek bir şekilde yani non-linear olarak.
: Deprem riski yüksek bölgelerde kullanılmaması gerekiyor.
: Yönetmelikte de bu oldukça sınırlandırılmaya çalışılmış.
: Ancak bu tarz risk grubu yüksek tasarım yaparken hem tasarımın oldukça iyi olması hem de işçiliğin iyi olması gerekiyor.
: Ben açıkçası asmolen döşemeyi deprem riski yüksek bölgelerde katiyen kullanmazdım bir mühendis olarak tasarımımda.
: Diyafram olarak kullanılmasından da bahsedilen burada döşemeler deprem yükünü alıyor ya da o döşemede oluşuyor deprem yükü.
: Çünkü bir katın ağırlığının çok büyük oranı döşemeden geliyor veya döşemenin üzerinde bulunan kullanım yüklerinden meydana geliyor.
: Döşemeler de bu yükü alıp diğer düşey taşıyıcı veya yatay taşıyıcı sisteme bu yükü dağıtması gereken elemanlar.
: Ancak hem siz bu döşemeyi kötü tasarlarsanız hem de taşıyıcı sisteminiz de kötü olursa bu yükü dağıtamıyor.
: Şantiyedeki uygulama hataları denmiş.
: Türkiye'de birçok uygulama hatası yapılıyor.
: Buna işçilik hataları deniyor.
: Ancak bu sadece işçilik hatası değil.
: Mühendislerin de bilgisizliğiyle yaptığı bir ton uygulama hataları var.
: Yine raporda geoteknik zemin etütlerinin yetersiz olmasından bahsedilmiş. İnşaat Mühendisleri Odası'nın yaptığı bir webinar gibi bir şey izlemiştim YouTube üzerinden.
: Geoteknik üzerineydi.
: Orada konuşan akademisyendi, profesördü de zannediyorum, bilmiyorum, nerede, hatırlamıyorum şu an.
: O şeyden bahsetmişti.
: Sondaj yaptırıldığını, aynı projede iki farklı şirkete hemen hemen aynı noktalardan, dip dibe.
: İki farklı şirketin de iki bambaşka sonuçlar verdiğinden bahsediyordu.
: Ve bunun sık rastlanan bir şey olduğunu dile getiriyordu.
: O bakımdan etüt yaptırsanız bile o etütlerin ne kadar doğru olduğu, o numunelerin ne kadar zarar vermeden alındığı, ne kadar doğru analiz edildiği vs.
: hep soru işareti.
: Bu bakımdan burada hem uygulamada hem de o zemin etüdünü yapan mühendisin hataları olabilir.
: Mühendis de o etüdün, yapılan analizlerin hatasını anlayabilecek deneyimde, bilgi seviyesinde olmayabilir.
: Bu bakımdan anladığım kadarıyla zemin etütlerinde sıkıntılar mevcut, ciddi oranda Türkiye'de.
: Son olarak da bu taşıyıcı sistem tasarımı ve paket programı körü körüne kullanmak dile getirilmiş.
: Bunu şöyle düşünebilirsiniz.
: Eğer siz bir program olmadan, sadece kalem ile örnek olarak veya Excel'de veya atıyorum bir programlama dili biliyorsunuz.
: O programlama dilinde kendiniz bir şeyler programlayarak hani bilgisayar yardımı alabilirsiniz ama hazırlanmış bir program olmadan tasarım yapabiliyor musunuz?
: Yani 2-3 katlı bir yapı geldi, bunu A'dan Z'ye belli kabuller, basitleştirmeler tabii ki olarak tasarlayabilir misiniz?
: Eğer bunun cevabı hayır ise siz aslında programlar ile de tasarım yapamazsınız.
: O programlarla ezbere bir şekilde tasarım yapıyorsunuz, ancak bunun sonucu da depremlerde yanlış tasarımlarınız ortaya çıkıyor.
: Yani bu paket programlar o bakımdan tehlikeli programlar.
: Tehlikeli şu bakımdan: mühendis orada tikleri görünce ya da programı kullanan kişi yeşil işaretleri görünce diyor ki tamam, bütün hepsi yeşil, program hepsine yeşil verdi, bir sıkıntı yok.
: Ancak bu böyle değil. O programların bütün hesapları yapıp yapmadığı da bu arada meçhul.
: Paket programların dokümantasyonu var.
: Orada benim gördüğüm kadarıyla deprem yönetmeliğini, yani Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği 2018'e atıf yaparak maddeler tek tek, o maddenin programda hiç hesaba katılmadığı veya kullanıcı inisiyatifinde olduğu, kullanıcının yapması gerektiği gibi notlar düşülmüş durumda.
: Tabii bu bahane değil mühendis için. Mühendis o programı bir araç olarak görmesi gerekiyor ve o şekil kullanması gerekiyor, yani o programın hata yaptığını anlayabilecek kapasitede olması gerekiyor başında oturan kişinin.
: Bunun çözümü de eğitimden geçiyor. Başka bir çözümü yok.
: Ve ODTÜ raporunda yeni binalardaki bu büyük hasar ve yıkımın, yeni yönetmelikteki, TBDY 2018 yönetmeliğindeki performans hedeflerinin tekrar gözden geçirilmesi gerektiğini belirtmişler.
: Yani bu yıkımlar ve hasar yüzünden yeni yapılarda meydana gelen yönetmelikteki performans hedeflerini tekrar gözden geçirmeliyiz denmiş.
: Ben bu konuda tam olarak performans hedefi demeyeceğim buna ama performans hedefiyle direkt alakalı R katsayısı konusunda oldukça yazıp çizmiştim.
: Türkiye'de R katsayısını taşıyıcı sistem davranış katsayısı veya deprem yükü azaltma katsayısı, ikisi birbirine bağlı katsayılar.
: Bu kadar yüksek alınmaması gerektiğini, çünkü R'yi atıyorum betonarme çerçeve, yüksek sünek tasarlayacağım diyor.
: R'yi 8 alabiliyor.
: Taşıyıcı sisteminin diğer şartları da, yapının diğer özellikleri de elverirse bunu 8, 7, 6 artık neyse oldukça yüksek alabiliyor.
: Ancak bu R katsayısını 8 almak ya da 7 almak sizin yapınızın süneklik kapasitesini artırmıyor.
: Şunu bilmeyen mühendisler var Türkiye'de.
: R'yi 8 aldığı zaman sünek olduğunu sanıyor yapısının.
: Böyle bir şey yok.
: R sadece sizin yapınızın sünek olduğu kabulünü yaparak deprem yükünü azaltıyorsunuz.
: Bu.
: Yani R'yi 1 alarak da yüksek sünek tasarım yapabilirsiniz.
: 8 alarak da aynı sünekliğe sahip yapı tasarlayabilirsiniz.
: Daha bunu çok çok büyük oranda bilmeyen mühendislerin olduğu bir ülkede
: betonarme çerçeveye dayalı ve bu kadar yüksek süneklik kapasiteleri ve talepleriyle tasarım yapmak mantıklı bir şey zaten değildi.
: Bunu dile getirdim defalarca.
: Çünkü bu kadar yüksek süneklik talepleriyle, olası süneklik, beklenen süneklik talebi diyeyim buna,
: bunlarla hesap yapabilmeniz için iyi mühendisliğinizin ve iyi işçiliğinizin olması gerekiyor.
: Ben bu ikisinin de Türkiye'de bulunmadığı görüşüne sahibim.
: Bu performans hedefinin tekrar gözden geçirilmesi vs. de bence bu bakımdan, bence performans hedefi gözden geçirilirken kısaca R'nin kısıtlanması gerektiğini düşünüyorum ben.
: Bu R katsayıları Amerikan yönetmeliğinden birebir alınmış durumda.
: Amerika'daki mühendis ve Amerika'daki işçiler Türkiye'de yok, keşke olsa, o zaman direkt kullanabilirdik.
: Ancak ben R katsayılarının Türkiye'de kısıtlanması gerektiğini düşünüyorum.
: Kısıtlandığı zaman daha az hasar, yani daha az ağır hasarlı ve daha az yıkılan yapı olacağına eminim.
: Bunun haricinde de tünel kalıp sistemindeki yapıların depremde oldukça iyi davrandığını
: belirtmişler.
: Yüksek perde duvara sahip yapıların deprem performansının oldukça iyi olduğunu söylemişler.
: Bu konudan bahsettiğim bir bölüm çekeceğim.
: Bu önemli bir konu.
: Niye önemli bir konu?
: Az önce konuştuklarımla da alakalı, Türkiye'de betonarme çerçevelerle tasarımın yapılamadığını,
: kötü işçilik ve mühendislik nedeniyle belirtiyorum.
: Bunun bir çözümü var.
: Türkiye sahip olduğu bu mühendislik seviyesi ve işçilik seviyesi ile de
: oldukça güvenli yapı tasarlayabilir.
: Bunun yolu perde duvardan geçiyor.
: Yönetmeliğe koyduğunuz perde duvar şartları sayesinde oldukça güvenli yapı tasarlanabilir.
: Bu çok zor şartlar da değil.
: Yapının kat alanını hesaplayacaksınız diyelim ve diyeceksiniz ki,
: %2.5 gibi, %3 gibi, o kat alanına oranla perde koyman gerekiyor.
: Bu tarz şartlar koyduğunuz zaman depremde çok daha iyi sonuçlar veren yapılar tasarlanabilir.
: Bu dediğim Şili'de denenmiş ve oldukça başarılı olduğu görülmüş bir metot.
: 85 yılında daha denenip görülmüş.
: 2023'teyiz.
: 40 sene geçmiş neredeyse.
: Niye bu tarz bir şartın Türkiye'ye getirilmediğini açıkçası bilmiyorum.
: Maliyet dolayısıyla, çok büyük ihtimal.
: Hangisi daha maliyetli artık anlamış olmamız gerekiyor.
: Depremden sonra yıkılanları tamir edip yeniden inşa etmek mi?
: Yoksa direkt depremde yıkılmayacak yapılar tasarlamak mı?
: Bu bakımdan yani %100 şekilde Türk yönetmeliğine, deprem yönetmeliğine betonarme şartı getirilmesi gerekiyor her yapı için.
: Hani şey demiyorum, perdesiz sadece çerçevelerden oluşan sistemler depreme dayanamaz demiyorum.
: Bu konuştuğum Türkiye için.
: Bunu dile getiren Uğur Ersoy gibi, Mete Sözen gibi Türk profesörler de var.
: Bu ikisi herhâlde Türkiye'nin en ünlü, alanında en iyi 3-4 profesöründen biridir.
: Özellikle Mete Sözen, Purdue Üniversitesi'nde profesördü.
: Kendisinin yaptığı bir araştırma var.
: Araştırma da şu, yapıdaki kat alanına göre kolon ve perde oranlarını hesaplamışlar.
: İstatistiki bir araştırma bu.
: Ve bu yapıların depremde aldığı hasarları incelemişler.
: Dediğim gibi %2.
: 5'ten sonra çok çok sınırlı oranda ciddi hasar meydana geldiği görülmüş yapıda.
: Ve bu perde oranı ne kadar artarsa yapının da depremde o kadar iyi davrandığı gözlemlenmiş.
: Taşıyıcı olmayan elemanlarda en büyük hasarın da dolgu duvarlarda meydana geldiğini yazmışlar.
: 2000 öncesi veya sonrası yapılarda aynı şekilde inşa edildiği ve yaklaşık olarak aynı performansı gösterdikleri bu dolgu duvarların yazılmış.
: Esnek derzli bir yapıya kendileri rastlamamış ve yine farklı dolgu duvar malzemelerinin bir diğerine bir üstünlüğünü görmediklerini, yani farklı malzemelerden yapılmış dolgu duvarlı yapıları incelediklerini ama birinin diğerine üstünlüğünün davranış olarak, performans olarak görmediklerini belirtmişler.
: 3 aşağı 5 yukarı aynı seviyede performans sergiliyorlarmış.
: Yine önemli noktalardan biri, bence artık bu dolgu duvarların tasarımının da iyileştirilmesi gerekiyor.
: Buna da ayıracağım bir bölüm olacak.
: Bu da çünkü önemli bir sorun aslında.
: Bu bölümde konuşmak istediklerim bu kadardı.
: Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.
: Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.